Malper | Türkçe | Konuk Yazarlar | K. Burkay´ın anıları ve “benden sonra tufan” mantığı

K. Burkay´ın anıları ve “benden sonra tufan” mantığı

Font size: Decrease font Enlarge font
image

Yaşar Bazancir/ K.Burkay ‘anılarım’ 2. kitabında yaşanılan bir dönemin kendisince bir tarihçesini çıkarıyor. Oysa yapılan sözkonusu dönemin; objektif gerçekliğe dayalı bir tarihçesi değil, o tarihçenin ‘ırzına’ geçmektir. Kitabında yaşanılan dönemin olağanüstü koşullarından kaynaklanan tahribatlara ve deşifrasyona neden olmaması için geç yayınladığını söylüyor! Ve gelinen noktada’da sözkonusu durumun aşıldığını belirtiyor. 1970’lı yıllardan evrildiğimiz 2010’lu yıllara kadar, Burkay’ın gençliği ve özel hayatı bir yana bırakılırsa, bütün bu zaman kesiti içerisinde; yalan, yanlış bilgilere dayalı, devrimci tutarlık ve dürüstlükten uzak, spekülasyonlar üreterek adeta Kürdistan ulusal demokratik muhalefeti topa tutulmuş ve herkese saldırmıştır.

Objektif gerçekleri çarpıtarak, benden sonra tufan mantığıyla yalan ve inkara dayalı tersyüz etmiştir.

Gelinen noktada sözkonusu koşullardan kaynaklanan tahribat ve deşifrasyon aşılmışsa, bir bütün olarak Kürdistan ulusal demokratik mücadelesinde yaşanılan sorunlardan – ki sen pir ú pak bir adamsın, senden kaynaklanan hiç bir şey yok - ben merkezli bir mantık ve anlayışla kendisini aklamaya çalışıyor.

Bu çaba, bu gayretkeşlik, bu gerçekleri çarpıtıp tersyüz etme, bu ´benden sonra tufan´ mantığı, bu çok yönlü saldırının altında yatan ve buna kaynaklık eden temel faktörün, plan ve tasarımlarını vermeye çalıştığın mesajından Kürt halkı elbetteki manidardır. Bu çaba ve gayretkeşliğinle er veya geç yaptığın hesabın Bağdat´tan döneceği ve halk kitleleri nezdinde bilince çıkacağına inanıyorum.

Asıl beni ilgilendiren, Zeki Adsız ve Urfan Alpaslan´la ilgili hezeyanlarına gelince; bunlar yeni değil, demokratik kamuoyunun malumudur!.. 1982 yılında TKSP’de ideolojik, politik ve örgütsel düzeyde yaşanılan ağır bunalım, örgütün katı bürokratik merkeziyetçi yapısı içerisinde, tüm çaba ve uğraşlara rağmen aşılamayınca ayrışma yaşanıldı.. Bu ayrışma sonuncunda TKSP Roja Welat Zeki Adsız önderliğinde Urfan Alpaslan ve diğer arkadaşlar ile birlikte oluşturuldu. Bununla ilgili gelişmeler demokratik kamuoyu nezdinde çok yönlü tartışıldığı için yeniden değinmeye gerekli görmüyorum. TKSP’de oportünizm ve bir eleştiri üzerine adlı kitaba, TKSP genel sekreterine açık mektup ve Roja Welat dergilerine bakılabilir...

Bu tartışmalar daha sonraki dönem ve süreçlerde´de devam etti. TSK’nin (Tevgera Sosyalist a Kurdistané) çıkardığı Denge Welat, Heviya Gel ve ülkede; o dönemin mevcut icazet sınırlarını asan yeni bir politik perspektifle, sürece radikal müdahalenin gerekliliğine inandı yeni bir hat, yeni bir çizgi izlenildi ve ülkede’de Vatan Güneşi dergisi çıkarıldı.. Derginin sorumluları tutuklandı cezaevine konuldu.. saldırılar inançla, kararlılıkla göğüslendi..

Dolayısıyla Burkay’ın hezeyanları aradan geçen bunca zamana rağmen devam etti..

“Zeki Adsız şiddete tapıyordu, lümpen bir geçmişi vardı beraber çalıştığı insanları heba etti” vb..

Devrimci şiddetin meşru, bağımsızlık ve özgülük mücadelelerinde temel stratejik hedefe varmada bir araç olarak kullanıldığı bilinir. Her ülkenin somut özgül koşullarına göre diğer mücadele biçimlerinin yanısıra silahlı mücadelenin de temel bir mücadele biçimi, yöntemi veya metodu olarak alınıp o temelde bir askeri örgütsel yapı oluşturulur.

Zeki Adsız ve Urfan Alpaslan her zaman bireysel şiddete karşı çıkmışlardır. Gerek örgütsel yapı içerisindeki sorunların aşılmasında demokratik metodun kullanılması, gerekse örgütler arasındaki sorunların aşılmasında, politik dostluk temelinde ideolojik mücadele esas alınmıştır.
Yok eğer; Burkay´ın kastettiği, Bingöl, Ağrı ve Diyarbakır´da kısmen şiddetin kullanılması ise, TKSP`nin en güçlü kitle tabanına sahip olduğu illerdir. Faşist gerici güçlere karşı verilen mücadele sonucunda TKSP taban bulmuş ve bu sayede geniş kitlelerle sıkı bağlar kurabilmiştir. İlk Özgürlük Yolu dergisini Bingöl´e getirip bizlerle toplantı yapan ve görüşlerinin Kürdistan´da yayılmasında Zeki Adsız`ın emeği, katkısı ve çabası vardır.

Red-inkar ve tahammül sınırlarını aşan K.Burkay, etik ve ahlaki olmayan tutum ve davranışlarıyla Zeki Adsız’ın lümpen bir geçmişi olduğunu söylüyor. Pes doğrusu K.Burkay Kitabında altını çizerek tanımladığınız yönetici kadronuzun; ”komplocu, lümpen, hizipçi, hantal, tembel, görevden kaçan, hırsız, katil ve ihanet eden” insanlardan oluştuğunu söylüyorsunuz. Peki bu partinin genel sekreteri olarakta, kendinize`de layık bir sifat, bir tamlama buldunuz mu?.. Kürt halkının, sizin kişiliğinize ve kimliğinize uygun, etik ve ahlakınıza yaraşır bir sıfat ve tamlamada bulunacağından hiç bir kuşkum yoktur.

Zeki Adsız Kürt halkının ulusal demokratik mücadelesinde, düşünce ve pratik yaşamıyla bir miheng taşıydı. Halka mal olmuş bir liderdir. Kendisini halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine adayan ve bunu pratik yaşamıyla kanıtlayan ender insanlardan biridir. Yaşamının son günlerine kadar, bütün ısrarlara rağmen ortadoğu alanını terketmeyen zorlu bir mücadele içerisinde yaşamını yitirmiştir. Kürt halkının şehididir.. Ve halkının bağrında taht kurmuştur.. Ruhu şad olsun..

Yıllarca birlikte çalıştığınız yönetici kadrolarınıza yönelik bu türden suçlamalar akıl tutulmasından, deli saçmalamasından başka bir şey değildir.. Devrimci dürüstlüklerinden asla şüphe etmediğim insanların yanısıra içlerinde elbetteki çürük elmalarda olmuştur..

Urfan Alpaslan´ın “heba edilmesi “ sorununa gelince;

Urfan Alpaslan, inançları doğrultusunda halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde şehit düşmüştür. Ağrıda halkının büyük bir desteği ile belediye başkanı seçilmiş, faşist ve gerici güçlere karşı kararlı ve inançlı bir mücadele vermiştir.

Onun bu kavgada heba edildiğini söylemek saygısızlıktır, inançsızlıktır. Olağanüstü koşulların yaşanıldığı bir dönemde, silahlı propaganda temelinde siyasal ve örgütsel çalışmaları ülke zemininde geliştirmek için müfrezesiyle birlikte çalışmalar yapmış, düşman güçler ile girdiği çatışmalar sonucunda şehit düşmüşlerdir. Sevgi ve saygı ile anıyoruz.. O,inancın devrimci kişilik ve onurun musala taşında dövüldüğü zorlu koşullarda, düşünce ve davranışlarıyla bunu kanıtladı. O bir önder ve büyük bir askeri komutandı. K.Burkay´ın sigortalı devrimcilik anlayışının kavrayamadığı, onun davaya olan inanç ve kararlılığıydı.

28.02.2010

Yaşar Bazancir
Rojakurd

rojakurd@rojakurd.com

Nivîsên Berê
Jîndar 2009©