Kölelik Hayranları “Devşirmeler”
Şeref Yalçın/ Bilindiği gibi Osmanlılar işgal ettiği ülkeleri yakıp yıkıyorlardı. Yaşlı genç, kadın erkek demeden herkesi kılıçtan geçiriyorlardı. Geride kalan her şeye ”Ganimet” olarak da tıpkı Enfal’de olduğu gibi el koyup götürüyorlardı. Esir alınanlar zorla en ağır koşullarda çalıştırılıyor, her türlü zulme maruz kalıyorlardı.
Bu esirlerin çocukları anne ve babalarından, ülkelerinden zorla alınıp “Yeniçeri Ocağı” diye bilinen askeri ve diğer güvenlik mekanizmalarında Osmanlı sisteminin kulluk siyasetinin acımasız bekçilerine dönüştürülüyorlardı. Bunlar iç güvenlik sahalarında yoksul halka şiddetli baskılar uyguluyor, halktan haraç topluyor; dıştaysa Osmanlının talan amaçlı fetih savaşlarında başka halklara karşı en ön saflarda yer alıyorlardı. Küçük yaşlarda bir sistem siyasetinin amaçlarına göre yetiştirilen bu çocuklar içte ve dışta giriştiği harekâtlarda bilip tanımadığı insanlara hatta belki karşılarına çıkan öz kardeşlerini bile acımasızca kılıçtan geçirip öldürebiliyorlardı. Osmanlının çıkarları ve bekası için bu ocaklardan geçirilen çocuklar en sadık neferlere dönüşüyorlardı. Bunlar öyle bir ruh ve bilinçle yetiştirilmişlerdi ki analarını- babalarını katledenlerin cüretkar birer silahlı unsuru olarak toplumda korku yaratıyorlardı.
Bundan önce de yazdığım bir yazının başlığını “Celladına Aşık olan Tutsak” olarak belirtmiştim.
Bunlar, bu tipte kişi ve oluşumlar günümüzde de varlıklarını sürdürüyorlar. Yeni çağa göre başka örtü ve adlar altında maskelenip işlevlerini aynı amaçla yerine getirmeye devam ediyorlar. Irkçı ve zalim olanların çoğu bu dış kanallardan akan Türk asıllı olmayan devşirme insanlardır.
Geçen ay bir TV kanalında 4 kişi tartışıyordu.Biri “dindar” A. Dilipak,biri solcu bir yazar; öte yanda Cumhuriyet Gazetesi yazarı bir bayan; diğeri de profesör.
Dilipak’la, sosyalist olanı açılımda Kürtlerin de kimlikleri tanınmalıdır.Tüm haklarına kavuşmalı ve tanınmalıdır, diyordu. Cumhuriyet Gazetesi yazarı (Balkan Göçmeni) hayır, üniter yapıya dokunulmamalıdır diyordu. Profesör de ben Çerkez’im. Çerkezlerin özgürlüğü için çok yazdım, çok mücadele ettim. Fakat Türkiye’de Kürtler’e bir azınlık muamelesi yapılırsa üniter yapı bozulur; Cumhuriyet yıkılır. Bu çok tehlikeli bir anlayıştır, diyordu. Görüldüğü gibi en çok dışardan gelen bu Göçmenler Türkiye’de en çok ırkçılığı savunan Türk asıllı olmayanlardır.
CHP Genel Başkan Vekili Kılıçdaroğlu Ocak ayında, emeklilere şöyle seslenmişti: “9 milyon emekliye sesleniyorum. Seçimlerde iki elim yakanızda olacak. Eğer hala oylarınızı Ak partiye verecekseniz, bence Recep Bey doğru yapmış, fazla para bile vermiş.”
Peki, unutmaya çalışıp ,yakasına asıl tutmamız gereken, birinci derece olan başkaları yok mu?
Ben de diyorum ki, ey Kılıçdaroğlu Dersimde suya giden bir hamile kadının karnındaki çocuğun erkek mi kız mı olduğu üzerine bir tek sigaraya iddiaya giren iki subay kadını askerlere getirtirip süngüyle karnını yardıktan sonra ” Erkekmiş, siz kazandınız. Al sigarayı…” olayını hiç duymadınız mı? Doğup büyüdüğünüz mıntıkada herkes bilir bu hikayeyi. Başka gerçekler de var. Bu gerçekler karşısında insansanız yüzünüz kızarmalıdır. Bu soysuzlar Dersim’de kadınlara her türlü kötülükle yetinmediler. Yeni yetme körpe kızlara da saldırdılar. İnsanlık dışı muamele ve tecavüzlere kadar işi ileri götürdüler. Tecavüz ve işkencelerden kaçan ve dağlara sığınan bu yeni yetme çocukların sığındıkları yerlerde de peşlerini bırakmadılar. Utanç vericidir. Yazarken bile insanın kanı donuyor. Ama bunlar hatırlatılmalı ki, Kılıçdaroğlu gibilerinin maskesi düşsün ve savunduğu sistemin uyguladığı rezaleti onayladığını millet açıkça anlayabilsin. Bay Kılıçdaroğlu, dinle! Olay şöyle devam ediyor: Kız çocukların saklandıkları yeri öğrenen askerler, kızların etrafını, giriş çıkış yollarını kapatıyorlar. Bu zavallı yeni yetme körpe Kürd kızları ,namuslarını kirletmemek için uçurumdan hep beraber atlayarak hayatlarına son veriyorlar. Baytar Nuri’nin “Dersim” adlı belgesel kitabında bunlar uzun uzadıya yazılmıştır. Doğduğunuz o topraklarda, yapılan o vahşet hiç mi sizi incitmiyor, Kılıçdaroğlu! Ülkeyi o zaman hükümet olan ve yöneten, şimdi uğruna kendini feda ettiğin partin CHP değil miydi ? Ucuz kahraman bay
Kılıçdaroğlu!..bunları okurken ya da duyarken hiç mi vicdan azabı çekmiyorsun?Alıp götürülen çocukların ve sürgün edilen ailelerin akibetini hiç merak ettiniz mi?
Yine bakın,Seyit Rıza’nın kızı Leyla anlatıyor: “Annem öldürülmüştü, kardeşlerim öldürülmüştü, babam neredeydi yaşıyor muydu bilmiyordum ,benden biraz büyük olan amcamın kızı ile ağlaya, ağlaya ölülerin arasında dolaşıyorduk. Sağ olan çocuklardan birisi ölen annesinin memesini emiyordu.” (Şengül Şenol’un yaptığı bir röportaj-zaman gazetesi)
Ne demeli? “Cellatlarına aşık olmuşlar” Ne ataları ,ne ülkeleri ve ne de halkları umurlarında. Bu yeni “Yeniçeri ocaklarının” neferleri, beş kuruş maaş artışları için, emeklileri “cellatlarının” saflarına çağırıyorlar. Para sizin için her şeyi satın alabilecek kadar kutsal olabilir. Bu nedenle insanları “Ergenekon” saflarına çağırabilirsiniz. İnsan onuru, insan kişiliği ve ulusal onur, insanlık onurunun hiçbir şeyle ölçülemeyeceğini de bilmelisiniz. Bunları bilseydiniz “cellatlarınızla beraber olup, keskin kılıcınızı sallamazdınız.”
Kemalizmin ve aldatmacı sahte solun kuyruğuna takılan “Alevi Kürtler” sizler ne zaman kendi öz kimliğinizi ötelemeden “Ulus” kimliğinize sahip çıkacaksınız?
Sizin “milletiniz” yok mu?
Dini inançlar, düşünceler, örgütlemeler v.b. bir demokrasi sorunudur. Ulusal sorun bir siyasi sorundur. Demokratik istemlerle siyasi talepler örtülemez ve çözülemez. İşi kolaylaştırır, barışçıl yolu açar. Elbette ki her insan ve topluluk gibi inancınıza sahip çıkmak ve savunmak doğal hakkınız. Buna itiraz yok. Unutmayalım ekonomik ve demokratik hakların kökten çözümü ve garantisi ulusal özgürlükten (siyasi bağımsızlıkta) geçer. Dediğim şu ki, bunları savunurken ve isterken ,temel sorunumuza kılıflar çekip, feda etmeyelim. Kürtler için, Kürt ve Kürdistan’ı temel almayan ya da bunu hiçe sayan arayışlar, partiler bizim temel hedefimiz olmamalıdır. 2.Kemalist makyajlardan kaçınalım. Sizlerin ülkesi, sadece Dersim, Sivas, Erzincan v.b değil; Amed, Mardin, Hakkari…tüm Kürdistan çoğrafyasıdır. Bir bütünlük içinde, haklarımızı hep beraber düşünüp savunmalıyız. Hz.Ali ve Alevilik olmadan da sizler vardınız, ülkeniz, milletiniz vardı.
Arap Kerbelası’na takıldığınızın yarısını, kendi “Kerbelanıza” (Koçgiri ,Dersim, Zilan, Şeyh Sait, 12 Mart, 12 Eylül katliamlarına) takılsanız haksızlık mı olur? Bin yıldan önce başka çoğrafyada yapılan bir vahşeti unutmuyorsunuz. Buna bir isim koyup artık üzerinde uzun uzadıya düşünmenin zamanı gelmedi mi?
Alevi-Bektaşi Çalıştay’larında bunları da konuşmanız gerekmiyor mu?
Güney Kürdistan’a (Kürd Federe Devletine) birkaç kez gittim. Özgür Kürdistan’da; Kürtlerin dışında, Türkmenler, Asuriler, Araplar, Keldaniler v.s her millete mensup insanlar, kendi dilleriyle eğitim görürler, kendi inançlarına göre ibadet ederler, kendilerinin özgür televizyonları var; kitap gazete dergileri kendi dilleriyle ve inançlarına göre çıkarırlar. Kendi kimliklerine sahip çıkıp geliştirirler. Partilerini kurmuşlar, parlamentoda, yerel yönetimlerde temsil edilirler. Velhasıl hiçbir ayrım ve baskı yok. Hewler Sanayi ve Ticaret odasınca geçen yıl yapılan fuar açılışında bir Türkmen,“Ben Türkmen’im,Ülkem Kürdistandır. Bu ülke hepimizin, hepimiz özgür ve eşitiz” demişti. Gördüğünüz gibi kimse kimseyi ötelemiyor, kimse kimseyi de kendine benzetmeye çalışmıyor. Devlet de bunun oturması ve gelişmesi için elinden geleni yapıyor.
Hırsızlık, dilencilik ve fuhuş hemen hemen hiç yok gibi. Bunları ne gördüm ne de duydum.
Elbette ki yeni bir yönetim, yıkım ve yaralı bir ülkeyi teslim almışlar. Aksaklıklar ve eksiklikler de bu nedenle olağandır.
Diyeceğim oy ki; tek ve gür olalım aynı hedefler için ama kendi ülkemizde hep birlikte, kardeşçe özgür olalım. Çok sesli ve çok renkliliğimize de saygılı olalım. Cellatlarımızın gölgesinden ve himayesinden kurtulalım “atı arabanın önüne bırakalım ama araba atın arkasında olsun”
Türkiye’ye demokrasi, Kürdistan’a özgürlük temel şiarımız olsun. Güney Kürdistan (Kürd Federe Bölgesi) bize örnek olsun. Halklar kardeş ve eşit olsun.
11.03.2010
AMED
Şeref YALÇIN
Bundan önce de yazdığım bir yazının başlığını “Celladına Aşık olan Tutsak” olarak belirtmiştim.
Bunlar, bu tipte kişi ve oluşumlar günümüzde de varlıklarını sürdürüyorlar. Yeni çağa göre başka örtü ve adlar altında maskelenip işlevlerini aynı amaçla yerine getirmeye devam ediyorlar. Irkçı ve zalim olanların çoğu bu dış kanallardan akan Türk asıllı olmayan devşirme insanlardır.
Geçen ay bir TV kanalında 4 kişi tartışıyordu.Biri “dindar” A. Dilipak,biri solcu bir yazar; öte yanda Cumhuriyet Gazetesi yazarı bir bayan; diğeri de profesör.
Dilipak’la, sosyalist olanı açılımda Kürtlerin de kimlikleri tanınmalıdır.Tüm haklarına kavuşmalı ve tanınmalıdır, diyordu. Cumhuriyet Gazetesi yazarı (Balkan Göçmeni) hayır, üniter yapıya dokunulmamalıdır diyordu. Profesör de ben Çerkez’im. Çerkezlerin özgürlüğü için çok yazdım, çok mücadele ettim. Fakat Türkiye’de Kürtler’e bir azınlık muamelesi yapılırsa üniter yapı bozulur; Cumhuriyet yıkılır. Bu çok tehlikeli bir anlayıştır, diyordu. Görüldüğü gibi en çok dışardan gelen bu Göçmenler Türkiye’de en çok ırkçılığı savunan Türk asıllı olmayanlardır.
CHP Genel Başkan Vekili Kılıçdaroğlu Ocak ayında, emeklilere şöyle seslenmişti: “9 milyon emekliye sesleniyorum. Seçimlerde iki elim yakanızda olacak. Eğer hala oylarınızı Ak partiye verecekseniz, bence Recep Bey doğru yapmış, fazla para bile vermiş.”
Peki, unutmaya çalışıp ,yakasına asıl tutmamız gereken, birinci derece olan başkaları yok mu?
Ben de diyorum ki, ey Kılıçdaroğlu Dersimde suya giden bir hamile kadının karnındaki çocuğun erkek mi kız mı olduğu üzerine bir tek sigaraya iddiaya giren iki subay kadını askerlere getirtirip süngüyle karnını yardıktan sonra ” Erkekmiş, siz kazandınız. Al sigarayı…” olayını hiç duymadınız mı? Doğup büyüdüğünüz mıntıkada herkes bilir bu hikayeyi. Başka gerçekler de var. Bu gerçekler karşısında insansanız yüzünüz kızarmalıdır. Bu soysuzlar Dersim’de kadınlara her türlü kötülükle yetinmediler. Yeni yetme körpe kızlara da saldırdılar. İnsanlık dışı muamele ve tecavüzlere kadar işi ileri götürdüler. Tecavüz ve işkencelerden kaçan ve dağlara sığınan bu yeni yetme çocukların sığındıkları yerlerde de peşlerini bırakmadılar. Utanç vericidir. Yazarken bile insanın kanı donuyor. Ama bunlar hatırlatılmalı ki, Kılıçdaroğlu gibilerinin maskesi düşsün ve savunduğu sistemin uyguladığı rezaleti onayladığını millet açıkça anlayabilsin. Bay Kılıçdaroğlu, dinle! Olay şöyle devam ediyor: Kız çocukların saklandıkları yeri öğrenen askerler, kızların etrafını, giriş çıkış yollarını kapatıyorlar. Bu zavallı yeni yetme körpe Kürd kızları ,namuslarını kirletmemek için uçurumdan hep beraber atlayarak hayatlarına son veriyorlar. Baytar Nuri’nin “Dersim” adlı belgesel kitabında bunlar uzun uzadıya yazılmıştır. Doğduğunuz o topraklarda, yapılan o vahşet hiç mi sizi incitmiyor, Kılıçdaroğlu! Ülkeyi o zaman hükümet olan ve yöneten, şimdi uğruna kendini feda ettiğin partin CHP değil miydi ? Ucuz kahraman bay
Kılıçdaroğlu!..bunları okurken ya da duyarken hiç mi vicdan azabı çekmiyorsun?Alıp götürülen çocukların ve sürgün edilen ailelerin akibetini hiç merak ettiniz mi?
Yine bakın,Seyit Rıza’nın kızı Leyla anlatıyor: “Annem öldürülmüştü, kardeşlerim öldürülmüştü, babam neredeydi yaşıyor muydu bilmiyordum ,benden biraz büyük olan amcamın kızı ile ağlaya, ağlaya ölülerin arasında dolaşıyorduk. Sağ olan çocuklardan birisi ölen annesinin memesini emiyordu.” (Şengül Şenol’un yaptığı bir röportaj-zaman gazetesi)
Ne demeli? “Cellatlarına aşık olmuşlar” Ne ataları ,ne ülkeleri ve ne de halkları umurlarında. Bu yeni “Yeniçeri ocaklarının” neferleri, beş kuruş maaş artışları için, emeklileri “cellatlarının” saflarına çağırıyorlar. Para sizin için her şeyi satın alabilecek kadar kutsal olabilir. Bu nedenle insanları “Ergenekon” saflarına çağırabilirsiniz. İnsan onuru, insan kişiliği ve ulusal onur, insanlık onurunun hiçbir şeyle ölçülemeyeceğini de bilmelisiniz. Bunları bilseydiniz “cellatlarınızla beraber olup, keskin kılıcınızı sallamazdınız.”
Kemalizmin ve aldatmacı sahte solun kuyruğuna takılan “Alevi Kürtler” sizler ne zaman kendi öz kimliğinizi ötelemeden “Ulus” kimliğinize sahip çıkacaksınız?
Sizin “milletiniz” yok mu?
Dini inançlar, düşünceler, örgütlemeler v.b. bir demokrasi sorunudur. Ulusal sorun bir siyasi sorundur. Demokratik istemlerle siyasi talepler örtülemez ve çözülemez. İşi kolaylaştırır, barışçıl yolu açar. Elbette ki her insan ve topluluk gibi inancınıza sahip çıkmak ve savunmak doğal hakkınız. Buna itiraz yok. Unutmayalım ekonomik ve demokratik hakların kökten çözümü ve garantisi ulusal özgürlükten (siyasi bağımsızlıkta) geçer. Dediğim şu ki, bunları savunurken ve isterken ,temel sorunumuza kılıflar çekip, feda etmeyelim. Kürtler için, Kürt ve Kürdistan’ı temel almayan ya da bunu hiçe sayan arayışlar, partiler bizim temel hedefimiz olmamalıdır. 2.Kemalist makyajlardan kaçınalım. Sizlerin ülkesi, sadece Dersim, Sivas, Erzincan v.b değil; Amed, Mardin, Hakkari…tüm Kürdistan çoğrafyasıdır. Bir bütünlük içinde, haklarımızı hep beraber düşünüp savunmalıyız. Hz.Ali ve Alevilik olmadan da sizler vardınız, ülkeniz, milletiniz vardı.
Arap Kerbelası’na takıldığınızın yarısını, kendi “Kerbelanıza” (Koçgiri ,Dersim, Zilan, Şeyh Sait, 12 Mart, 12 Eylül katliamlarına) takılsanız haksızlık mı olur? Bin yıldan önce başka çoğrafyada yapılan bir vahşeti unutmuyorsunuz. Buna bir isim koyup artık üzerinde uzun uzadıya düşünmenin zamanı gelmedi mi?
Alevi-Bektaşi Çalıştay’larında bunları da konuşmanız gerekmiyor mu?
Güney Kürdistan’a (Kürd Federe Devletine) birkaç kez gittim. Özgür Kürdistan’da; Kürtlerin dışında, Türkmenler, Asuriler, Araplar, Keldaniler v.s her millete mensup insanlar, kendi dilleriyle eğitim görürler, kendi inançlarına göre ibadet ederler, kendilerinin özgür televizyonları var; kitap gazete dergileri kendi dilleriyle ve inançlarına göre çıkarırlar. Kendi kimliklerine sahip çıkıp geliştirirler. Partilerini kurmuşlar, parlamentoda, yerel yönetimlerde temsil edilirler. Velhasıl hiçbir ayrım ve baskı yok. Hewler Sanayi ve Ticaret odasınca geçen yıl yapılan fuar açılışında bir Türkmen,“Ben Türkmen’im,Ülkem Kürdistandır. Bu ülke hepimizin, hepimiz özgür ve eşitiz” demişti. Gördüğünüz gibi kimse kimseyi ötelemiyor, kimse kimseyi de kendine benzetmeye çalışmıyor. Devlet de bunun oturması ve gelişmesi için elinden geleni yapıyor.
Hırsızlık, dilencilik ve fuhuş hemen hemen hiç yok gibi. Bunları ne gördüm ne de duydum.
Elbette ki yeni bir yönetim, yıkım ve yaralı bir ülkeyi teslim almışlar. Aksaklıklar ve eksiklikler de bu nedenle olağandır.
Diyeceğim oy ki; tek ve gür olalım aynı hedefler için ama kendi ülkemizde hep birlikte, kardeşçe özgür olalım. Çok sesli ve çok renkliliğimize de saygılı olalım. Cellatlarımızın gölgesinden ve himayesinden kurtulalım “atı arabanın önüne bırakalım ama araba atın arkasında olsun”
Türkiye’ye demokrasi, Kürdistan’a özgürlük temel şiarımız olsun. Güney Kürdistan (Kürd Federe Bölgesi) bize örnek olsun. Halklar kardeş ve eşit olsun.
11.03.2010
AMED
Şeref YALÇIN
Rojakurd
rojakurd@rojakurd.com
Nivîsên Berê
- Siyasetin zemini değişirken
- İsmail Beşikçi'den Savunma
- ‘Bilme’nin acıklı serüveni
- Kürdistan Parlamenterler Birliği, Beşikçi’nin yargılanmasını kınadı
- Ayrılmayı eşit şartlarda tartışmak
- Yetmez ama EVET!
- Foruma Kurd: Bila dewlet ji kurdan lêborînê bixwaze
- Sermayenin korkulu rüyası genç işsizler! *
- Parêznameya Konferansa Komara Kurd…
- UKKTH ve Egemen ulus Türklerin de ayrılma hakkı…
- Konferansa Komara Mehabadê ya Kurdistanê jinûve dadgeh dibe…
- Acayip memleket
- Li Silêmaniyê otelek şewitî: 29 kes mirin
- Ulusların Kendi Geleceğini Tayin Hakkı ve Kürtler
- Balyozê DYA-yê Jemîs Jefrî û siyaseta wî di derbarê kurdan de…
- Ji ber bombebaran û topbaranên mêtinkarên Tirk û Îran nexweşîyên nenas li deverê belavdibin !
- SANKİ SINIR MUHAFIZI MİLLETVEKİLİ DEĞİL
- İSMAİL BEŞİKÇİ YENİDEN YARGILANIYOR...
- 1925 Hareketi-Şeyh Sait Ailesi-Konferansın Ortaya Çıkardığı Tehlikeli Neticeler…
- ÖZGÜRLÜK, SOSYALİZM VE GENÇLİK
- Programın (özgürlük ve sosyalizmin) ana hatları *
- Ji Weşanên Han "Roman û Rexne"
- Abant’ın “Demokrasi Projesi” Askeri Vesayete-İktidara Son vermez…
- Amaç ve araç
- Sivas Katliamı’nın 17. yılı…
- Rojanebûna Serîhildana 1925-an: Bulten û Parêznameya DDKOyê-Rizgarî-KURD/KOM-Gruba Dîyalogê ya Dîcleyê û Firatê…
- BASINA VE KAMUOYUNA
- Êrîşa PKKê û Serketina Desthilatdariya Kûr ya Dewletê…
- Evet kürdçüyüz, milliyetçiyiz, bölücüyüz
- Beşikçi Gazze olayını değerlendirdi
- Kemal Burkay’ın anıları, etik değerler ve geleceğin karartılmak istenmesi - 9
- İddialarımızın gerçekliğine inanalım *
- Kürt okumuşlarının devlet istememeleri ve Türklerden ayrışmadan korkmaları garipliği...
- Dewleta Tirk ji bona çi piştgiriya Îranê dike û çima zilma li Îranê nabîne?
- Kemal Burkay’ın anıları, etik değerler ve geleceğin karartılmak istenmesi-8
- Türk Devleti –İran - HAMAS’ın İsrail’le Çatışması…
- Yaba Yayınları ve Kürt Ulusunun Tarihi /ŞEREFNAME
- Kim daha zalim
- CHP’deki değişime solun yorumu
- Azat'ın çilesi
- Şîroveyên Tewş
- Canbazîya sîyaseta Erdogan
- 49’lar Olayı - 27 Mayıs Darbesi - Sivas Kampı İlişkisi: Türk aydın ve siyasetçisinin Kürde dair inkârcılığı…
- İsrail’i Boykot Komitesine yazdigim maildir, herkesin dikkatine!
- Beyana Komîteya Hevkarîya partî û rêxistinên Kurdstanîyên li Holanda li dijê êrîş û topbarankirinên rejîma Îranê ya li ser axa Kurdistanê
- Kurdistanî - MEHMÛD OSMAN: Şîeyî dikarin bêyî Kurdan hukumetê çêbikin
- Kemal Burkay’ın anıları, etik değerler ve geleceğin karartılmak istenmesi-7
- Şiddet politikasının mantığı
- BASIN AÇIKLAMASI
- Serxwebûn ne xeyal e
- BANA BAK
- Tirkiye dixwaze bibe serok û împerator
- Hecî Abdulqadir KIZIL Koça dawî kir!
- Sertaç Bucak: "Biz irademizi hiç kimseye teslim etmeyiz"
- Avrupa Kürd Doktorları Derneĝi yıllık toplantısını yaptı
- Federal Kurdistan Başkanı Barzani’nın Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile ortak basın açıklaması
- Zarokên Kurdan yên zindanan de serbets berdin
- Kürdistan’da Komünist Olmak
- 19 Mayıs: Bayram Değil, Soykırım!
- Otoriterizmin yıkılmasının kaçınılmazlığı - CHP’de ne değişti? - Gandi Kemal - PKK…
- Mamosteyê hêja, Mehmet Resul SEFALI ji nav me koçkir!
- “Diyarbekir’de Kürt Ulusçuluğu”
- Bu abluka ancak örgütlenmeyle kalkar*
- Kemal Burkay’ın anıları, etik değerler ve geleceğin karartılmak istenmesi-6
- İŞ CİNAYETLERİ !... ve CUMHURİYET REJİMİ !...
- Mustafa Muglali, îja bi navê xwe zarokên Kurd dikuje!
- Li Îranê ji çekên nukleerî girîngtir pirsa rojane komkujî û îdam in: Divê dinyaya demokrat midexele bike…
- Kemalizmin Kemalist icraatı
- Kemal Burkay’ın anıları, etik değerler ve geleceğin karartılmak istenmesi-5
- Ji Weşanên Han berhemeke nû: Dergûşa Evînê
- Öcalan’ın, Beşşar Esad’ın görüşlerine karşı söyleyecekleri olmalı!
- Bo zimanê kurdî meşiyan
- Sistemin CHP operasyonu
- HEDEF KÜRT/KÜRDİSTANİ GENÇLİK! / MESOP Gençliği
- Li hemberî kuştina ciwanên Kurd meşîn û şermezarî
- Kovareke xwerû bi kurdî, bi navê ”Ronî” derket
- 36 kitap yaz, 17 yıl hapis yat!
- Aydın Olmak
- Redkarê Wijdanî Înan Suve: "Yê dukuje jî û yê dimre jî kurd e û bi her awayê dayika kurdan digirî"
- Gerici İran yönetimi kalbinin bir başkasının göğsünde atmasına izin vermedi!
- Kurdên Îranê dikevin grevê
- İdam edilen Şirin Elem Huli´nin son sözleri…
- Ji Raya Giştî re
- Gelo Tirkiye çima dostê Îranê û dijminê Îsraîlê ye?
- Lanet olsun!! Mollalar beş çocuğumu idam ettiler...
- Barzanî beyanameya HFK’ê ragihand
- 5 Kurd ji alîyê mêtinkarên hov yên Îranê ve hatin îdamkirin
- Bir adım öne çıkmanın zamanı
- PKK/BDPê guhertina hiqûqa 12-ê îlonê naxwaze: Lewra ew encama wê hiqûqê ne…
- Kemal Burkay Anılar ve İnciler
- OKULLARDA SUBAYLARI GÖRMEK İSTEMİYORUZ.
- Mahmut Alınak`ın tarihi siyasi savunmasi karşısında, TC mahkemesinin ilginç araştırma kararı
- TEVKURD Davası’nda Suç Duyurusu ve Hâkimin Tarafsızlığını Tümden Kaybetmesi…
- Kemal Burkay’ın anıları, etik değerler ve geleceğin karartılmak istenmesi-4
- Li ser Edebîyata Kurdî Konferansa Yekan ya Navneteweyî li Universîteya Kurdistana Rojhilat
- Barzanî: Ya baş ew e ku Iraq bibe sê herêm
- Filinta Adsiz´dan tesekkür
- SERSAXI BEHRI CETINKAYA (STALIN)
- Civîna Kurdên Neteweperwer li Bakurê Kurdistanê
- Kemal Burkay’ın anıları, etik değerler ve geleceğin karartılmak istenmesi-3


